Read Animal Triste by Monika Maron Brigitte Goldstein Online

animal-triste

In an autumnal love story of erotic obsession, possessiveness, remembrance, oblivion, and time, an elderly woman dwells upon a failed love affair of some time past, when she was no longer young but not yet old. The narrator relives meeting her lover, Franz, at the natural history museum, when, for the first time in her life, she experiences all-consuming love and absoluteIn an autumnal love story of erotic obsession, possessiveness, remembrance, oblivion, and time, an elderly woman dwells upon a failed love affair of some time past, when she was no longer young but not yet old. The narrator relives meeting her lover, Franz, at the natural history museum, when, for the first time in her life, she experiences all-consuming love and absolute happiness. Ultimately the affair founders because of her inability to believe that Franz will actually leave his wife. After he disappears from her life, she withdraws from the world, waiting for his return and revisiting their time together over and over in a never-ending cycle of obsession. Her love for Franz becomes a compulsive suffering from which she can neither free herself nor withhold anything....

Title : Animal Triste
Author :
Rating :
ISBN : 9780803282551
Format Type : Paperback
Number of Pages : 135 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Animal Triste Reviews

  • Özgür
    2019-07-18 21:24

    2017 yılından beni etkilemiş birkaç kitaptan olacak.Bu kadar sanrılı, tutkulu, mazoşist bir anlatım ve ilişki gerçekten insanı düşünmeye sevk ediyor.Kısacık bir kitap düşünün, giriş kısmında anlatıcının yüzlerce yıl yaşadığını döne döne söylediği fakat ilerleyen sayfalarda öyle saplantılı bir aşkın içerisinde kendini buluyor ki kitabın sonuna geldiğinizde 100 yıl geri dönmüş gibi hissediyorsunuz.Kitapta aşk ve ilişki kavramının en diplerinde en dramatik ve sancılı süreçlerini yaşıyorsunuz fakat buna rağmen anlatımdan veya dilden mi olduğunu kestiremediğim bir şekilde gerçekten yaşanılması gerekenin bu olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz.Çok etkili bir anlatımı var. Uzun süre gözümün önüne gelir o sahneler ve diyaloglar.Çok küçük de olsa karakter ve mekân algısı biraz beni boğdu sanırım bu sebepten bir yıldızcık cebime sakladım.

  • Gorkem Y
    2019-07-15 23:34

    Muazzamdı. Normalde romanlarda aşk teması çok sevdiğim bir tema olmasa da bu kitapta inanılmaz aktı her şey. Gelelim düşüncelerime:Öncelikle neden dört yıldız ? Bu dört yıldızı aslında alan Animal Triste değil. Alef'in edisyon konusunda yapmış olduğu küçük dikkatsizliklerin devam etmesi.Örneğin; Çok bariz bir sözcüğün " her halükardasözcüğün durmadan her halü kardayazılması. "Gençken her genç gibi ben de erken yaşta ölmek istedim"Giriş itibariyle büyük bir hortum gibi kitabın içine hapseden adsız yaşlı, tahminen 90-100 yaşlarında, bir anlatıcının belleğine ve hatıralarına konuk oluyoruz.Daha önceden Rana Dasgopta'nın okumuş olduğum Solo'suna aslında bu acıdan çok fazla benziyor. Anlatıcı, kendi belleği içinde hatırlamakta zorlandığı kararlılık ve kararsızlıkları kısa süreli geriye dönüşler olarak ifadelendirilmişti.Yaşlılığın, sadece bedensel bir yıkım olmadığını aynı zamanda da düşünsel ve toplumsal bir çürüme olduğunu dair göndermeleri vardı bu küçük kitabın.İnsanın kendi egosuna, toplumsal olarak insanları Avrupa Kültürü içinde bölünmeleri inci gibi işlenmişti. Aşk teması ise bu yaşlılık ve çürüme metaforunu daha da diken üstüne tutan bir yan malzeme olup çıkıyordu.Kısacası, Animal Triste, bizlere yaşlanıp cürümeden önce hayatımızda olan değerleri düşündürtüyor. Yaşlanmanın ve deneyimleri farklı bir madolyondan gösteriyor. Bir kez daha çok yakınlarda tekrardan okuyacağım bir metinsel deneyim.Keyifli okumalar!10/8

  • Deniz Balcı
    2019-07-02 18:30

    Çok beğendim. Yaklaşık yüz yaşına gelmiş anlatıcının geçmişi, tanıklıkları hakkındaki sayıklamalarından meydana gelen, anlatı formunda bir roman olan eser; istenileni anlatma noktasında kullandığı dil ile nitelik şovu yapıyor resmen. 150 sayfalık kısa ama kurşun gibi bir kitap. Altı çizilebilecek bir sürü cümle var. Ne anlattığı, hikayenin özünün ne olduğu hiç önemli değil, tek başına Monika Maron'un cümleleri yetiyor.8/10

  • Banushka
    2019-07-09 21:37

    monika maron aşka dair acıyı inanılmaz bir biçimde betimliyor, sanki başka çağda yaşamış gibi...bunun yanında savaş, berlin duvarı, duvarın iki yakasında kalanlar, erkeksiz kalan kadınlara dair müthiş cümleler, son derece alçakgönüllü cümleler var romanda.böyle aşklar kaldı mı? insan orta yaşlarda böyle aşık olur mu dedirten bir roman. her şeyden vazgeçmek, zamandan uzamdan... öylesi bir aşk, kaybediş ve acı...

  • Papatya ŞENOL
    2019-07-07 22:22

    i-na-nıl-maz hatta muh-te-şem.kapağına bakmaktan kendinizi alıkoyamayacağınız bu küçük kitap, duygusu, dili ve anlatımıyla göründüğünden çok daha büyük bir değer taşıyor. berlin duvarı'nın öncesi ve sonrasında zaman da dahil birçok kavramın yittiği veya karıştığı bir aşk hikayesi. ruhunuzu delecek kadar gerçek. şiddetle tavsiye ederim.

  • Sevgi K.
    2019-07-15 02:34

    Son ana kadar okuyucuyu kendine çekiyor oluşu eserin asıl başarısı olmalı, çünkü dinlemek istemeyeceğiniz türden bir hayat öyküsü anlatılıyor. Yine de önünde sonunda hafızanızın bir köşesinde hep var olacak bir eser."Yoksa ben yaşamayı unutmuş muydum?"

  • Bahar
    2019-06-21 21:29

    Farklı düşünülmüş, farklı işlenmiş bir öykü, yalın ama çarpıcı bir son... Beni çok etkiledi.

  • Burcu
    2019-06-26 20:19

    Yazım dilini çok etkileyici bulduğum fakat çok hassas olduğum bir konunun geçmesi sebebiyle okuyamadığım nadir kitap...Düzelti: Önyargımı kırıp yeniden okumayı denedim iyi ki de öyle yapmışım!

  • Tuğçe Kozak
    2019-07-18 18:21

    Edebiyat değil ki hayat bu, öyle sahici , öyle güzel. Yazarın diğer kitaplarını da okuma isteği oluştu 💕

  • Pinar Kumandas
    2019-06-24 23:15

    Her halü karda yorucu bir okuma oldu benim için. Bazen böyle kitap okuma isteğimin azaldığı anlar yaşıyorum. Sanırım buna da içinde bulunduğum ruh halinden ziyade kitapların kendi ruh halleri sebep oluyor. Daha en başından yazarın yarattığı kadın karakterini sevemedim. Neden sevemedim?Bir insanın kızını hiç hatırlamaması bana çok uzak bir ihtimal gibi geldi. Gençlik aşkını, arkadaşlarını hatırlıyor ama kızı ve eşine dair hiçbir şey kalmamış hafızasında. Aslında yazar, yaşamına tümüyle damgasını vuran travmayı vurguluyor bu belirsiz hafıza içinde. Ama bunu son cümlelere dek anlayamıyoruz. Almanların o kendilerine has soğukluğunu iyi yansıtmış. Bir türlü kadının gözünden Franz'ı tanıyamadım, kadına sempati duyamadım. Bir şeyler eksik kalmış bu kitapta -sanırım samimiyet- ya da zaten bunu isteyerek yapmış yazar...

  • Merve Eflatun
    2019-06-28 21:35

    3.5 /5Yaşlılık ve gençlikle ilgili anlatılar mükemmele yakın olmakla beraber, anlatıcının obsesyonu bana tam olarak işlemedi. Bu durum ekseni direk aşk üzerinden dönen romanlara tam yaklaşamamamdan da kaynaklı olabilir.

  • EGe
    2019-07-14 19:21

    Son zamanlarda en çok etkilendiğim kitaplardan. Hüzünlü hayvanlardan insan, birleşme sonrası hüznü. Şehrin birleşmesi, iki bedenin birleşmesi... Monika Maron'dan sarsıcı anımsamalarla savaşı, savaş sonrasını, aynı ülkede kültürlere ayrışmayı ve bir insana duyulan tutkuyu anlatan bir roman.http://egecita.com/animal-triste

  • Şeyma
    2019-07-13 00:28

    Aslında güzel bir kitaptı ama benim için zor bir okuma oldu çünkü;1-Konu benim için yeterince ilgi çekici değildi: Aşk, ayrılık gibi konular hiçbir zaman ilgimi çekmedi ama büyük bir aşk okumak isterseniz uygun bir kitap.2- Dili beni biraz yordu, dikkatim sıkça dağılıyordu: Uzun ve çok fazla ara cümle içeren cümlelerle doluydu kitap. Bu çeviriden kaynaklanıyor olabilir tabii.3-Kitapta pek olay yoktu, başlarken böyle olacağının bilincindeydim elbette ancak olay ağırlıklı kitaplar daha çok hoşuma gidiyor.

  • Eyüp Tayşir
    2019-07-02 02:42

    İnsan illa yazacaksa böyle şeyler yazmalı, böyle yazmalı... Fuzuli'nin dediği gibi, "Aşk imiş her ne var âlemde. İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak."

  • Matt
    2019-07-08 21:39

    I remember my lover very clearly. I know what he looked like when he entered my apartment, reticent, with the measured steps of a high jumper taking aim for a precise jumping-off spot. I can still sense his smell as if he had just left this room; when I'm lying in the dark, tired and weary, I can feel his arms around me. I have forgotten only his name and why he left me.The woman who narrates this story is a hundred years old, perhaps only ninety, she doesn’t know for sure. She tells about her last loveŗ whom she now calls Franz. Her only daughter was already grown up when she met Franz, and is now living in Australia, or maybe Canada. She says her husband must have vanished shortly after she met Franz. This is because Franz was able to visit her anytime in the apartment in which she has lived forever. One day Franz walked out on her, and she is waiting for him to return ever since. She came from East-Germany, Franz from the West. She says they met by chance in the summer after the Wall fell, at the Natural History Museum where they both worked, beneath the towering skeleton of the Brachiosaurus. He said “A beautiful animal.” And she said “Yes, a beautiful animal.”This woman is obviously a bona fide unreliable narrator. And she admits. Her story hooked me right from the start and I read it in a day. It is first and foremost a love story, albeit not with a Happy Ending. But it is also a story about getting old, about physical and mental decay, about unfulfilled dreams and excessive expectations, about jealousy and hate. It even has a mythic touch to it. In addition it’s a story about the union of two countries into a single one, exemplified by the two main protagonists. Literary critic Marcel Reich-Ranicki called this book “highly erotic”, to which I can only partly subscribe. There are a few scenes I would call erotic, but they are not essential ones. Or maybe I’m not sensitive enough and couldn’t read between the lines/sheets well enough. In any case, the author left for us enough room for interpretation. I read the original German text, but the English translation seems to be quite good as well. I found the first chapter on the NY-Times website along with a professional review.This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 3.0 Unported License.

  • Gokce Atac
    2019-06-26 21:41

    "Tanıdığım insanların hemen hepsi, anne babalarına benzemek gibi bir doğal tehdit karşısında öyle dehşete kapılmışlardı ki, hayatları kalıtımla geçmiş özellikleri etrafında yapılan bir slalom yarışına benzemişti, böylelikle bu benzeyiş nihayetinde bir yazgı gibi gerçekleşmişti."Harika küçük kitap...

  • Toni Bomboni
    2019-06-21 18:34

    Žena koju piše Monika Maron u romanu Animal triste jest žena koja se pokušava čitati kao staro tijelo za kojeg ipak (ne) postoji nada da velike godine ne uništavaju potrebu i mogućnost za velikim ljubavima. Njezina amnezija je kolektivna amnezija koja štuje svoj totem ljubavi sa dogmom: „U životu se ne može propustiti ništa osim ljubavi“. Taj dogmatski kod resi njezin Berlin u tim neobičnim vremenima, a kod istraživača preuzima sliku sasvim drugačiju od slika koje su slikali i uništavali u tim vremenima neprestano gledajući sami sebe ljubavnim kaleidoskopima. Monika Maron prkosi historijsko-političkom diskursu penetriranom po Berlinu. Osim Berlina, roman progovara također o zapadnom svijetu optočenog usamljenošću, spajanje fikcije i zbilje, nemogućnost distinkcije istih, ali i patološki orijentirane ljubavi (prema sebi samom?). „Pođi onamo, ne znam kamo; donesi mi ono, ne znam što“. Nažalost, ili na sreću, hrvatsko čitateljstvo bez znanja stranih jezika za sada ima mogućnost da Moniku upozna jedino putem ove knjige. Izdavač je Fraktura, hvala im.

  • Kayra
    2019-06-25 18:30

    İlk 30 sayfa sonrası gerçekten iç karartan bir monotonluğa düşüyor kitap, bir daha da çıkmıyor. Bitirmeden bıraksaydım dediğim ender kitaplardan.

  • Na Ta
    2019-06-29 18:42

    "Pođi onamo, ne znam kamo; donesi mi ono, ne znam što"

  • Burçin Acar
    2019-07-13 00:31

    Loved this book! Especially the second half and its end. How she designed the psychological background of the main character for making this end possible... I think this book might provide the catarsis expected by the ancient Greeks for tragedies. At least it had such an effect on me by its fabulous end. Additionally I found the main woman character very real and convincing. How she trapped herself unconsciously was a very nice metaphor pointing me to remember how we limit our own freedom by being trapped in a “victim mentality” or other patterns of thoughts. Finally it’s a good book to think about love, past relationships and human conditions in general. A delicious piece of literature :)

  • Elif Aksoy
    2019-07-12 18:28

    'Gecikmiş gençlik aşkımsın benim' diyor kadın adama. Bir sonbahar akşamı adam gidiyor; ne zaman olduğunu bilmediğimiz bu zamandan sonra, sadece adını bile unuttuğu bu adamı hatırlıyor kadın. Bütün zamanlar adamla dolu; onunla geçen günler, onsuz geçen günler ama illaki o. Gerçek mi sanrı mı, uğur mu uğursuzluk mu, hiçbir şeyin bilinemediği, zamana sığmayan zamanlar vardır ya; o zamanların içinde bekliyor kadın.Hem seviniyorum onun için, hem üzülüyorum ona. O kadar kızıyorum ki bazen kapatıp koyuyorum kitabı kenara. Çok güzel kitap, böyle güzelliklerle dol 2018.

  • Ece
    2019-06-25 20:32

    Manyakça bir aşk hikayesi...

  • Tami (synchro from BL)
    2019-07-15 22:26

    I have mixed feelings about this book. It is written very well, the language is very poignant and clear. The story is building up slowly and the end was somewhat surprising, but still not unprobable, if that makes sense. The protagonist, an aging woman, is not someone to identify with easily, she is bitter and very self-centered, confesses to not caring for her own daughter much e.g.. It is supposed to be a book about love and I think this is why I was so disappointed. I couldn't really follow how she fell in love with "Franz" just because of one very irrelevant sentence he said to her. He is only described with his eyes ("kleine hechtgraue Augen"), not sure how it was translated, it means "small, pike-grey eyes". I didn't see much love in there, but maybe I am too romantic or naive and have a strange understanding of love. For me the book is only about the kind of "being in love" that borders on obsession, but is not the same as loving in my opinion. This aside, it is still a somehow great book and I am not sorry that I have read it.

  • Annett
    2019-06-19 02:13

    Auch wenn graue Schleier des Vergessens bereits die erzählerischen Qualitäten der Protagonistin einschränkt und sie nicht mehr weiss, wann die Ereignisse, die sie beschreibt, stattgefunden haben und ob sie überhaupt stattgefunden haben, liest sich die Geschichte flüssig und spannend. Es geht um die Liebe zwischen einer Ost-Berlinerin und einem verheirateten, in Berlin wohnenden Ulmer, die sich im Sommer 1990 entspannt. Mit Ost und West prallen auch bei diesen beiden Welten aufeinander und immer wieder fehlt es an der Möglichkeit, die Geschichte des anderen nachzuvollziehen und zu verstehen. Nachdem die Erzählerin sich mit der Frau ihres Geliebten trifft, beendet diese Beziehung, kommt dann aber wieder zurück, um für immer zu gehen. Nur die Art und Weise - er gerät unter einen Bus und stirbt - ist völlig anders, als man dies während der Lektüre des Buches erwartet.

  • MauroMC
    2019-07-12 21:15

    I did not like the style and confusing way of reporting events. I did not like the continuous repetition of certain topics. Nevertheless, the style and repetitions create the eerie atmosphere that makes the story interesting.Fall in love in the mid-life leaves deeper traces, as the feeling is more persistent. Perhaps because the cells regenerate more slowly in old age, so that also the sentiments are more difficult to put away.The obsession of the narrator at times almost takes the breath away. Suffering infects the reader.You can not say it's a good book or even a good story and despite everything it is terribly fascinating and at the end surprising .

  • GONZA
    2019-07-19 02:19

    Obwohl die Deutsche war ausreichend einfach und glatt, habe ich nicht verstanden, was in diesem Buch passiert ist. Verlibte verschwinden mit der gleichen Leichtigkeit als wie die Kinder erscheinen ....Although the German was sufficiently simple and smooth, I did not understand what's happened in this book. Lovers disappear with the same ease with which children appear....Nonostante il tedesco fosse sufficientemente semplice e scorrevole, io non ho capito che cosa é successo in questo libro. Amanti che scompaiono con la stessa facilitá con cui compaiono figli....

  • Christiane Alsop
    2019-07-09 21:31

    I find this book very useful in its characterization of the typical constellations and problems of post war German family life, however I am not as big a fan of Maron's prose.

  • Dragana
    2019-06-19 18:13

    Sad love story with surprise ending nails the yearning and despair one feels when left by their beloved.